Tasarrufun İptali Vekalet Ücreti
Tasarrufun İptali Davalarının Reddinde Vekalet Ücreti ve Harç Hesaplaması: “Hangisi Az İse” Kuralı(Tasarrufun İptali Vekalet Ücreti)
İcra ve İflas Hukuku pratiğinde alacaklıların sıkça başvurduğu yollardan biri olan tasarrufun iptali davaları (İİK m. 277 vd.), borçlunun mal kaçırma kastıyla yaptığı devir işlemlerini bertaraf etmeyi amaçlar. Ancak bu davaların alacaklı aleyhine (davanın reddi) sonuçlanması durumunda, davalı lehine hükmedilecek karşı taraf vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin nasıl hesaplanacağı sıklıkla tartışma konusu olmaktadır.
Özellikle davalıların, iptale konu taşınmazın veya malın güncel değerinin çok yüksek olmasını gerekçe göstererek fahiş vekalet ücretleri talep etmesi, uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Peki, tasarrufun iptali davası reddedildiğinde vekalet ücreti gerçekten malın yüksek değeri üzerinden mi hesaplanmalıdır?
Bu makalemizde, Yargıtay içtihatları ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) ışığında tasarrufun iptali davalarının reddi halinde vekalet ücreti hesaplamasının dinamiklerini üç ana başlıkta inceliyoruz.
1. Dava Değerinin Tespiti: “Hangisi Az İse” Kuralı
Tasarrufun iptali davalarının en temel karakteristik özelliklerinden biri, alacaklının bu davadan elde edebileceği maksimum ekonomik faydanın kendi alacak miktarı (takip konusu alacak) ile sınırlı olmasıdır. İptali istenen tasarrufa konu malın (örneğin bir yalının veya lüks aracın) değeri milyonlarca lira olsa bile, alacaklının icra takibindeki alacağı 200.000 TL ise, davanın ekonomik değeri 200.000 TL’yi aşamaz.
Bu kural sadece davanın kabulü (alacaklının kazanması) halinde değil, davanın esastan reddi halinde de davalı lehine hükmedilecek nispi vekalet ücreti için aynen geçerlidir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre (Örn: E.2016/10938, K.2017/3329 sayılı kararı); “Tasarrufun iptali davalarının esastan reddi halinde davalılar lehine dava konusu iptali istenilen tasarrufun değeri ile takip konusu alacak miktarından hangisi az ise o miktar üzerinden nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir.”
Dolayısıyla, davalı tarafın yalnızca taşınmazın/malın değerini baz alarak yüksek bir nispi vekalet ücreti talep etmesi hukuka aykırıdır; mahkemece icra takip çıkış miktarı ile malın değeri karşılaştırılmalı ve daima düşük olan tutar üzerinden hesaplama yapılmalıdır.
2. Davanın Usulden (Ön Şart Yokluğundan) Reddi ve Maktu Ücret Sınırı
Tasarrufun iptali davalarında “borçlunun aciz hali” (aciz vesikası), davanın dinlenebilmesi için özel bir dava ön şartıdır. Eğer mahkeme, borçlunun aciz halinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddederse, bu karar esastan değil, usulden (dava şartı yokluğundan) ret niteliği taşır (HMK m. 114, 115).
Davanın usulden reddedilmesi, hesaplanacak vekalet ücretinin limitlerini doğrudan etkiler. AAÜT Madde 7/2 uyarınca; davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi durumunda, vekalet ücreti nispi tarifeye göre hesaplanır ancak bu miktar maktu vekalet ücretini geçemez.
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla da sabit olduğu üzere, aciz vesikası eksikliği gibi ön şart yokluklarında davalı lehine çıkacak vekalet ücreti, davanın görüldüğü mahkemenin maktu vekalet ücreti tavanına takılacaktır.
3. Birden Fazla Davalı Olması Durumunda “Tek Vekalet Ücreti” Kuralı
Tasarrufun iptali davaları kural olarak borçlu ve onunla işlem yapan üçüncü kişi (veya dördüncü kişiler) aleyhine birlikte açılır ve bu kişiler arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunur. Davanın reddi halinde her bir davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine mi hükmedileceği sorusunun cevabı, ret sebebinin ortak olup olmadığına bağlıdır.
AAÜT Madde 3/2 şu şekildedir: “Birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.”
Örneğin; dava “borçlunun aciz halinin bulunmaması” (ön şart yokluğu) veya “alacağın gerçek olmaması” gibi tüm davalıları kapsayan temel bir nedenle reddedilmişse, bu ortak bir ret sebebidir. Yargıtay kararları uyarınca (Örn: Yargıtay 17. HD, E.2019/816 K.2021/2094), ret sebebi ortak olduğunda davalılar lehine (kendilerini ayrı vekillerle temsil ettirseler dahi) ayrı ayrı değil, tek bir vekalet ücretine hükmedilmelidir.
Sonuç
Tasarrufun iptali davası davalılar lehine reddedildiğinde, vekalet ücreti ve harç hesaplamaları yapılırken şu hususlar titizlikle gözetilmelidir:
- Dava değerinin tespitinde alacak miktarı ile malın değerinden düşük olanın dikkate alınması (“Hangisi az ise” kuralı),
- Davanın aciz hali gibi ön şartların yokluğundan reddedilmesi durumunda hesaplanacak nispi ücretin maktu sınırı aşmaması,
- Ret sebebinin tüm davalılar için ortak olması halinde ayrı ayrı değil, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi.
Bu hususlar, yargılamanın adil sonuçlanması adına taraflarca ve mahkemelerce titizlikle gözetilmelidir.
